KOÇLUK YAKLAŞIMIM VE FELSEFEM 

 

MELTEM ULU YAVUZ

Bu yazıda amacım, koçluk yaklaşımımı ve koç olarak kim olduğumu anlatmak. Ben hayatı bir yolculuk olarak görüyorum ve öyle yaşıyorum. Dolayısıyla koçluk yaklaşımımı da, bu yaklaşımı oluşturan yolculuğun bazı duraklarını anlatarak açıklamak istiyorum. İşte benim keyifli yolculuğum ve adım adım koçluk yaklaşımımı oluşturan unsurlar..

BENİM YOLUM

Koçlukla tanışma ve ardından yaşadığım öğrenme ve değişim yolculuğum koçluğumu ve koçluk yaklaşımımı etkiledi. Bu nedenle kendi yolculuğumu, aldığım eğitimlerden koçluk felsefemi etkileyen en temel yaklaşımları ve modelleri aşağıda anlatacağım.

 

İnsan Kaynakları Profesyoneli Olmak...

 

Kurumsal hayatta, Türkiye’nin en büyük medya holdinglerinde birinde, İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalışıyorken koçlukla tanıştım. İnsan Kaynakları Grup Başkanına bağlı olarak 6 farklı

şirketin İnsan Kaynakları Yöneticiliğini yapıyordum. Bu 6 farklı Genel Müdür, onlarca Genel Müdür Yardımcısı, binlerce medya çalışan demekti. İşimi iyi yaptığımı düşünmekle birlikte, insanları daha fazla anlamak, onlara daha fazla dokunabilmek, katkıda bulunabilmek ve İnsan kaynakları profesyoneli olarak  ilerleyebilmek için koçluk eğitimi almaya karar verdim. Ve Adler’den eğitim aldım. (Aldığım koçluk eğitiminden bireysel olarak çok etkilendim ve bir değişim sürecine girdim. Ama bu ayrı bir hikaye..) Koçluk eğitimi aldıktan sonra  kurum içinde çok yoğun olarak koçluk yaptım.

 

Koçluğun kuruma katkılarını, kurumsal hayattaki insanların koçluk ihtiyacının büyüklüğünü, bir HR profesyoneli olarak sistemin nasıl kurulabileceğini, nasıl işletilmesi gerektiğini, hassas dengeleri ve ihtiyaçları birebir içinde yaşayarak deneyimledim. Özellikle üst düzey yöneticilerle yaptığım koçluklar bana çok önemli deneyimler sağladı. 17 yıllık kurumsal hayatımda onlarca farklı üst düzey yönetici ile birebir çalışmış olmak ve sonra da kurumsal hayatın içindeyken onlara koçluk yapmış olmak benim için çok önemli bir tecrübeydi. Bu geçiş süreci sayesinde, üst düzey yöneticiler dahil her seviyedeki kurumsal hayat çalışanına koçluk yaparken, koç olarak kendine güvenen, ilişkilerinde rahat ve doğal bir profesyonel koç doğdu.

 

Profesyonel Koç Olmak...

 

Kurumuma hizmet etmek niyetiyle aldığım koçluk eğitimi, beklemediğim şekilde, en çok bana hizmet etti. Başlangıçta hiç de tahmin etmediğim, öngörmediğim bir değişimi başlattı. Eğitim sürecinden sonraki aylar boyunca kişisel gelişimimi sürdürmemde, koç olarak kendimi bulmamda ve özgürleşmemde en büyük destekçim olan sevgili mentorum Enis Arslan’ın farkındalık yolculuğumda olağanüstü katkısı oldu. Eğitimden sonraki bir yılın sonunda artık kurum içinde olmak istemediğimi, koç ve eğitmen olmak istediğimi farkettim. Bu kararı verirken beni en çok etkileyen unsur farkına vardığım değerlerimin ve yeni hayallerimin peşinden gidebilme arzusuydu. Bu arzuya uygun harekete geçebilmek için de iç eleştirmenimin yarattığı engellerimi aşmam, yetişkin bir birey olarak seçimlerimi yaparak özgüvenle eyleme geçmem gerekiyordu. Ayrıca, koçluk başlı başına bir değişim süreci iken ve danışanlarıma onların pozitif değişim yolculuğunda eşlik ediyorken kendi konfor alanımda kalıyor olmak ve korkuyla değişimden kaçmak da beni rahatsız etmeye başlamıştı. Bu farkındalıklar birikiyordu ki, Adler’de bir eğitime asistanlık yapıyorken istifa kararımı verdim.   Profesyonel bir koç olarak aldığım eğitimde vurgulanan, FARKINDALIK – SEÇİMLER – ÖZGÜVEN üçlüsünü işletirsen sonunda danışanın EYLEM’e gitmesine eşlik edersin. Bu yaklaşım benim en temel koçluk felsefemi oluşturdu..

 

Bir diğer önemli yaklaşım şuydu esas aldığım: 

Koçluğun BİLİMİ – KALBİ – SANATI

 

Hiç durmadan öğrenmeye devam etmeye ve birçok bilgi ve farklı akımlarla bütünleşen kendi sanatımı yaratmaya karar verdim. Adler’in Practicum programını tamamlaman da bu sürece hizmet etti. Kendi kalbini sürece getirmek de çok önemliydi ve bu YAPMA halinden OLMA haline geçmeyi gerektiriyordu. Geçen yıllar içinde hem BİLİM hem KALP hem de SANAT’ta; YAPMA’dan OLMA’ya doğru ilerlemede güzel yollar aldığımı düşünüyorum. Ancak şunu söylebilirim ki; bu üçgendeki yolculuğum hala keşifler ve keyifler dolu olarak devam ediyor ve edecek...

 

Şiddetsiz İletişim Kolaylaştırıcısı olmak...

 

Profesyonel Koçlukta sürekli ilerleme ve derinleşmeye devam etme arzum beni hep yeni eğitimlerle karşılaştırdı. Bir sonraki adımım Şiddetsiz İletişim eğitimi oldu. 9 aya yayılmış 15 günlük bir eğitimden sonra 4 günlük bir retreat’le tamamlanan bu eğitim özellikle benim kendimle olan iletişimimde olağanüstü yol almamı sağladı. Etrafıma hiçbir zaman şiddet uygulamadığımı düşünürken, eğitim sürecinde farkettiklerimden sonra kendime de etrafıma da uyguladığım iletişimdeki şiddet zihniyetimi farkettim ve Vivet Alevi, NVC Trainer and Supervisor, sayesinde yeni bir değişim yolculuğuna çıktım. Bu süreçteki tecrübem ve Şiddetsiz İletişim uygulamalarında edindiğim tecrübe koçluğumda sihirli bir dokunuş sağladı. Danışanımın ihtiyaç duyduğunu farkettiğimde Şiddetsiz İletişim Modelini koçluğumda uyguluyor olmam, özellikle duygularla çalışırken, daha önce hiç olmadığı kadar derinleşmeyi, farkındalıkları somut eylemlere dönüştürmeyi sağladı. Bu model ayrıca, kişinin ihtiyaçlarının farkında olmasının ve kendi ihtiyaçlarını karşılamaya dair sorumluluğun tamamen kendinde olduğunu görmesinin çok etkili bir aracıdır. Ayrıca danışanın kendi kafa sinemasının farkına varması nasıl düşündüğünü, zihniyeti, varsayımlarını farketmesini sağladığı için hayatına dair büyük öğrenmeler ve değişimler yaratmaktadır. 

 

NVC modeli :

Bir olaydan tetiklenir ve kafa sinemamızı yaratırız. Sonra yarattığımız sinemada rolleri biçer, senaryoyu yazar, replikleri hazırlar ve bu filme de tamamen inanırız. Sonra da bu senaryoya göre tepki veririz. Bu da elbette aslında istemediğimiz bir karşı tepki doğurur.” Der.

 

Bunu aşmanın yolu öncelikle;

“sadece Gözlem’ine bak,

bu gözlemin sende şu anda yarattığı duyguya bak,

bu duygunun arkasındaki karşılanmayan ihtiyaca bak ve

sonra da önce kendinden ve sonra karşındakinden ricanı belirle” Der.

 

Şiddetsiz İletişim benim; duygularla da çok rahat ve derin çalışabildiğimiz koçluklar yapmama ve koçluklarımda veya iletişimimde tetiklenmeden, kafa sinemalarına başvurmadan rica’larımı belirleyip iletebilen bir koç olmama hizmet etti.

 

Executive coach olmak...

Kurumsal hayattan ayrılıp tam zamanlı Profesyonel Koç olarak çalışmaya başladığım dönemde üst düzey yöneticilerle koçluklarımda kendimden daha emin, daha rahat ve eli ve bilgisi daha dolu bir koç olmak istedim. People Dynmamics Learning’in Business Coaching Advantage ve Leadership Coaching Advantage programlarını tamamladım.  Programın ilk günü Dorothy Greenaway, MCC, aşağıdaki modeli ilk anlattığında ve eğitimin ilerleyen anlarında süreç içinde Outer World Context’e ilk vurgu yaptığında bu yaklaşımı çok yadırgadım. O ana kadar koçluğun sadece kişiye, onun hedeflerine ve onun iç dünyasına odaklanması gerektiğini düşünüyordum. Yönetici koçluğunda Outer World’un ne kadar önemli ve etken bir unsur olduğunu, bütünselliği sağlamak için asla atlanmaması gereken bir gerçeklik olduğunu ancak zaman içinde ve uygulama yaptıkça daha fazla anladım ve içselleştirdim. İlerleyen dönemde programın Practicum programını da bitirdim ve Business Coaching Advantage programının eğitimin Türkiye’deki eğitmenlerinden biri oldum.

 

ICF onaylı bir ACTP programı olan Business Coaching Advantage programını almak  ve eğitmeni olmak; teorik bilgisi, uygulama tecrübesi, kendine güveni ve netliği tam bir executive coach olma yolunda hızla ilerlememe çok önemli katkılarda bulundu. Ayrıca People Dynamics’in Conversation Advantage eğitiminin de Türkiye’deki  eğitmenlerinden biri oldum ve bu süreçte bazıları aşağıdaki modeller olan birçok harika modeli öğrendim ve eğitimini verdim. Bu sayede Conversational Intelligence (Konuşma zekası) konusu ile de ciddi şekilde tanıştım. Bu modeller benim Executive Coach olarak liderlerle çalışma şeklimi çok olumlu şekilde etkiledi. Liderlerin en büyük gelişim alanlarının ESKİ C’den YENİ C’ye geçiş yapmak olduğunu ve zihniyet değişiminde ASPIRING zihniyet modeline geçmeleri gerektiğini yoğun olarak gözlemledim ve koçluklarımda bu modellerden faydalandım. Koçlukta ihtiyaç doğdukça, bu modellerle tanıştırdığım yöneticiler kendi mevcut durumlarını ve gelişim alanlarını rahatlıkla gözlemlediler ve liderliklerinde ilerlediler. Business Coaching Advantage, Leadership Coaching Advantage ve Conversational Intelligence programlarının hayatıma girişi, Executive Coaching’in farkını ve kendine özel dinamiklerini çok

daha iyi anlamamda; liderlerin daha etkin ve daha başarılı liderler olmalarına koçluğumla daha

fazla katkıda bulunmamda hizmet etti. Bu sayede Liderlerin çağa uygun şekilde dönüşüm ve değişimlerinde onlara eşlik eden, liderlik modellerine dair bilgi ve farkındalık sağlayan, ilham

veren bir koç olma yolunda daha fazla ilerledim. İlerledim ve geldiğim nokta beni Şubat 2018’de, Türkiye’nin ilk AC Akredite Master Executive Coach’u olmanın mutluluğuna eriştirdi.

 

Takım Koçu olmak...

Şirketlerde yöneticilere koçluk yapmanın katkısının büyüklüğünü gözlemlemekle birlikte şirketlerin en büyük ihtiyacının bireylerin, özellikle üst düzey yöneticilerin, takım olarak çalışabilmesi olduğunu gözlemledim. Üst düzey yöneticilere koçluk yaparken görüyorum ki her biri eşsiz, başarılı, yetkin liderler ancak takım olarak bir arada çalışmakta zorluk yaşıyorlar. Takım Koçluğu yapma kararım bu gözlemden çıktı. CRR Global’in eğitimi olan Organisation and Relationship Systems Coaching programına katıldım ve ICF akredite bir ACTP program olan bu eğitimi de tamamladım. Eğitimin ilk sabahında sevgili Gülsün Zeytinoğlu’nun sorduğu soru bende iz bıraktı. “İlişkilerinde sen kimsin?” Sonrasında üzerinde çok çalıştığım, kendime sıklıkla sorduğum, geldiğim noktayı ve değişimlerimi takip ettiğim bir soru oldu bu soru.. Elbette takım ve ilişki koçluğu eğitimi almak ve takım ve ilişki koçluğu yapmak; insanları ve ilişkileri bütünsel olarak anlamak, tanımak yolunda bana çok hizmet etti. Ayrıca danışanlarımın da ilişkilerinde kim olduklarını farketmelerini sağlamak ve istedikleri değişime giderken onlara eşlik etmek beni çok besledi ve memnun etti. Daha sonra sadece Takım Koçluğu yapan bir koç olarak kalmadım ve 2016 yılında 6 günlük bir  Koçluk Okulunun Dekanı olmak. Icf akreditasyonunu da aldığımız bu eğitimle onlarca takım koçu yetiştirdim ve modülü hazırlama ve eğitimleri verme sürecinin her adımında olağanüstü bir deneyim kazandım. Takım koçluğu, executive koç olarak beni “BİLİNÇLİ VE NİYETE DAYALI İLİŞKİLER KURMAK” yolunda çok ciddi şekilde geliştirdi.

 

Koçluk Okulunun Dekanı olmak...

House of Human bünyesinde verilen Koçluk eğitiminin içeriğini ve akışını güncelleme çalışmalarını yürütmek, içeriğin ve eğitimcilerin gelişimine katkıda bulunmak, koçluk eğitimi vermek, yüzlerce Profesyonel Koç ve Takım Koçu yetiştirmek, katılımcıların koçluk öğrenirken yaşadıklarını derinden gözlemlemek, katılımcıların ilk koçluk alma deneyimlerini görmek, benim koçluğun dinamiklerini her an gözlemleyip algılamama, farklı boyutlar deneyimlememe hizmet etti. Sevgili Dostlarım Umut Ahmet Tarakçı ve Nuri Murat Avcı ile harika bir yoldaşlık, üretim ve  paylaşım süreci geçirdik ve bu süreç de beni besledi ve yolculuğumda bir sonraki adımı atma cesareti verdi.

 

Mentor olmak...

Özellikle koçluk eğitimini yeni tamamlamış  olan kişilere veya üst ünvanlara çıkma yolculuğundaki koçlara ICF ünvan süreçlerinde mentorluk yapıyor olmak, yaptıkları koçlukları dinlemek, geri bildirim vermek, ICF yetkinlikleri üzerinden değerlendiriyor olmak benim koçluk konusunda en büyük keyifle çalıştığım alanlardan biri. Ayrıca MYK Belgeli Koç (Seviye 6) sınavını geçtikten sonra bu alanda başarı hedefleyen koçlara da hizmet ediyor olmak yeni bir macera oldu.. Her seferinde yeni bir dünyaya adım atmayı sağlayan zengin bir kapı..

 

Supervisor olmak...

Kariyer ve öğrenme yolculuğumda, Supervisor olmak üzere eğitim almak, eğitimde ve süreç boyunca edindiğim bilgilerin derinliği, yeni bir supervisorla çalışıyor olmak, çok deneyimli koçlarla da çalışıp supervisorlık yapıyor olmak bana yepyeni kapılar açtı. Supervisorlık eğitimini aldığım ve benim de Supervisor’ım olan sevgili Marie Farie  kocaman kalbiyle ve deneyimi ile nasıl supervisor olmam gerektiği ile ilgili bana harika bir rol model oldu. Deneyimli koçların supervisorlığa getirdiği konularla ilgili onlarla çalışıyor olmak, birlikte çalıştığım koçun kendini ve danışanını yeniden keşfetmesini sağlamak, onların yollarına eşlik eden dostları ve supervisorları olmak, en derin, en anlamlı paylaşımları yapıyor olmayı sağladığı için benim en sevdiğim çalışma alanlarımdan biri oldu. Ayrıca Türkiye’nin ilk Akredite Koç Supervisor’ından biri olarak, AC’den akreditasyon almak isteyen koçlara bu yolculuklarında eşlik ediyor olmanın da gururunu ve mutluluğunu yaşıyorum.

 

Association for Coaching Derneğinin Türkiye Akreditasyon Başkanı olmak ve AC Türkçe Koçluk başvurularında Assessor olmak...

İşte yeni bir bakış açısı daha.. Bir koçun tüm birikimini, bilgisini, felsefesini, ses kaydını dinleyip karar veriyor olmak. Değerlendirici gözlüğü ile koçları duyuyor ve anlıyor olmak çok önemli detayları fark etmemi sağladı. Bu bakış açısı eğitimlerimi, mentorluk ve supervisorlığımı da besledi. Akreditasyon için başarı detaylarda gizliymiş..

 

AERİS COACHING’in kurucusu olmak... 

Koçlukla katkıda bulunma yolcuğumun zirvesi şu anda burası sanırım.. yolcuğuma girişimci olarak, AERIS koçlarına olan sorumluluğumla, tam bir kararlılık ve özveri ile, coşkuyla, merakla devam ediyorum. Profesyonel Koç yetiştirme adına her güne taze bir heyecanla başlıyorum.. AERIS COACHING’in koçluk felsefesini ayrı bir yazıda paylaşacağım...

 

Meltem olmak...

Kişisel özelliklerim, değerlerim, inançlarım, güçlü yanlarım tüm bu geniş yelpazedeki bilgi ve tecrübe birikimim ile birleştiğinde danışanları ile dans eden bir koç olarak Meltem’i oluşturdu.

Örnek olma niyetim ve sürekli öğrenme ve gelişmeye olan inancım beni yolda tutu. BAŞARISIZLIK YOKTUR, ÖĞRENME VARDIR mottosuna inanırım. Bu da beni hep yolda tutar. Bu yaklaşımla danışanmalarıma karşı yargısız, anlayışlı ve destekleyici bir koçumdur. Ayrıca çok çeşitli koçluk okullarının bilgilerini ve yaklaşımlarını birleştirdiğim için esnekliğim, uyumluluğum ve sunduğum çeşitlilik  danışanlarıma hizmet etmektedir. Kurumsal hayatta 17 sene İK Yöneticisi olarak çalışmış olmam da kurumsal hayatta üst düzey yöneticilerle çok rahat ilişki ve iletişim kurabilen bir executive coach olmama hizmet etti.     

 

Hedefim :

Danışanlarımın “Inner coach”larının oluşması“Inner coach” kavramının çok önemli olduğu düşünüyorum. Danışanlarımın koçluk sürecinden sağlayabilecekleri en önemli faydanın inner Coach’larını var etmek olduğumu düşünüyorum. Koçlukta “Konu değil kişi önemli” diyoruz. Danışanlarım bana bağımlı olmayan, farkındalığı yükselmiş, kendilerini daha yakından tanımış, gerektiğinde kendi kendilerine koçluk yapabilen, inner coach’larını beslemiş bireyler olduklarını görmek benim en büyük mutluluğum ve hedefim.

 

Kendi adıma da hedefim; olma yolculuğunda keşfe-öğrenmeye-öğretmeye devam eden, bilgiyi-uygulamayı hep taze tutan, meraklı- paylaşımcı, hayatı keyifle yaşayan Meltem olarak bu yolculuğa devam etmek. 

Koçluk Yaklaşımım Ve Felsefem, Benim Yolum
Farkındalık, Seçimler, Özgüven, Eylem
Executive Coach Olmak
Takım Koçu Olmak
Mentor Olmak, Supervisor Olmak
Aeris Coaching’in Kurucusu Olmak
Meltem Olmak, Hedefim
Bilim, Kalp, Sanat
NVC Modeli: Gözlem, Duygu, Rica, İhtiyaç

DEĞİŞİM EVDE BAŞLAR, KOÇLUK EVDE BAŞLAR

 

“Değişim evde başlar, koçluk evde başlar” yaklaşımını gençler ve koçlarla tartıştık. Raporu keyifle okumanız için paylaşıyorum.

 

DEĞİŞİM EVDE BAŞLAR…

 

Destekleyen : Associction for coaching, AC Türkiye

 

Yer : İTÜ Maslak Yerleşkesi ARI 3 Konferans Salonu

 

Tarih : 27 Nisan 2018 13:00-16:30

 

Yöntem : Görgül, paylaşımlı oturum.

 

Evde koçluğu çalışmak üzere, iki farklı yol benimsedik: İlki özenle hazırladığımız 4 adet soruyu önce öğrencilere, grup koçluğu yaparak sormak. Sonrasında aynı soruları ebeveynlere konferans içinde sözlü ve yazılı düz metin olarak sormak.

 

Bu sorulara aldığımız cevapları ve değerlendirmeleri ekte bulacaksınız. Aynı gün, 3 uzmanımız ile de Evde Koçluğu panel niteliğinde tartıştık.  Katılımcılarımız Wis-mom kurucularında Şebnem Gürün Özeren, Profesyonel Takım Koçluğu programı yaratıcısı ve eğitmeni Meltem Ulu Yavuz, Psikolog ve koç Nazlı Eda Yavuz oldular. Aileler, çiftler ve gençler ile yaptıkları koçluk seanslarından örnekler ile koçluğu tartıştılar.

 

Bu raporda incelenen 4 soruyu; bunlara verilen cevapları ve en son kısımda tüm cevaplamalardan yola çıkarak yaptığımız; kelime avcılığı ve yorumlarımızı bulacaksınız. 

 

İlk soru : Anne-Babaların çocuklarından beklentileri ne? Sence koçluk burada nasıl işe yarar?

 

Gençlerin cevapları :

“Ürettikleri bir nesneyi sergileyen bir zanaatkar gibi davranmalarını olabilir. Koçluk burada yönlendirme amacı gütmeden içteki cevheri keşfetme konusunda fayda sağlayabilir.”

“Başarı, statü, ün. Çocuğun aslında ne istediği, karar vermesini sağlayabilir”.

“Kendi istediklerini fark etmeleri gerek çocukların ! Aileler buna fırsat tanımayı öğrenmeli”.

“Saygı ve sevgi çerçevesinde iletişim kurabilmek. Anne-babalar çocuklarından genellikle çok başarılı yerlere gelmesini bekliyor, iyi üniversitelerde okumak, kariyer olarak iyi yere gelmelerini sağlamaya çalışmak gibi beklentileri vardır çocuklarından. Koçluk burada herkesin aynı kişiliğe sahip olmadığını fark ettirmede işe yarayabilir”.

“Mutlu olmalarını bekler. Mükemmel olmalarını bekler. Mükemmel aile olmaya çalışır. Mükemmel olmak zorunda olmadıklarını hatırlayabilirler. Aile bilincini öğretmemeliler, mükemmeliyetçilikten ziyade”.

“Gençliğinde eksik gördüğü durumları haklı olarak çocuklarının üzerinde hissettirirler. Yoksul aileden çıkmış anne-baba çocuğunun aynı ortamda büyümemesi için gerekeni yapar.  Beklentiler: mutluluk, muhtaç olmadan hayatı idame ettirmek”.

“Bence anne-babaların beklentileri başkalarına anlatırken gurur duyabilecekleri ve genel olarak onların istekleriyle uyumlu çocuklar. Bence koçluk bu düşüncenin ne kadar yanlış olduğunu daha doğrusu doğru ve yanlışın göreceli kavramlar olduğunu fark etmelerini sağlar”.

 

Değerlendirmemiz :

Gençler, anne babanın mükemmellik anlayışının farkında ve bunu anlayış ile karşılıyor. Diğer yandan gençlerin mutluluk beklentisini de anlamalarını istiyor. Bu noktada koçluk gençleri duymak için işe yarar.

 

Davetli koçların cevapları :

“Çocuğumun “mutsuzluk” gibi büyük bir lafı gelişigüzel kullanması ve bu duyguyu giymesini istemiyorum. Duygularının ve kendisinin farkına varması, barışık olması ve kendisini besleyecek doğru kanalları bulabilmesi”

“Mutlu bir hayat sürebilmesi için hayatını kurabilmesini sağlamak hedefim. Beklentim bunu sağlayabilecek altyapıyı oluşturmak”.

“Başarılı olmaları, sorumluluklarını yerine getirmelerini bekliyorum. Arkadaşlarıyla ilişki kurmalarını, saygılı, iyi ahlaklı olmalarını bekliyorum. Koçluk çocuklarımın kendi  yollarını kendilerinin bulması için rehberlik etmek anlamında önemli”.

“Çocuk nasihatten ve tavsiyeden anlamaz, red eder. Koçluk çocuğa neler istediğini sorup ebeveynin uygun olanı desteklemesi, uzlaşmayı ve çocuğun etkin verimli gelişmesini sağlar”.

“Anne babalar çocuklarından kendi boşluklarını doldurmalarını bekliyor. Çocuklar anne baba için etiket oluyor. Koçluk çocuğunu birey olarak anlamaya yarıyor”.

“Kendi kanatları üzerinde uçabilecek şekilde yetişmelerini, sorumlu, ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmaları. Koçluk onları anlamaya yarar”.

“Anne olarak benim beklentim; çocuklarım yeterli ve güvenli bir şekilde hayata hazırlanmaları ve kendi yaşamlarının dümenine geçmeleri. Benim çocukluğumla onlarınki bambaşka dünyalar”.

“Soru ne bekler ve ne beklemeli diye ikiye ayrılmalı. Doğduğu andan itibaren kendisine atanan kavram ve değerlere uyması beklenir”.

“Çocuk kusursuz bir proje ebeveynler için. Toplumda tanınma, kendileri için kültürel doyum. Birey olduğumuz zaman aslında gerçek bir aile oluruz”..

“Güven ortamı sunmaları. Karşılıklı ihtiyaç ve değerlerin çiğnenmesi adına ortak dil oluşturmak adına koçluk yapılabilir”.

“Anne babalar farkında olmadan yoğurmaya, yönlendirmeye çalışıyorlar. Koçluk onların yolculuğunda “eşlik eden” olmaya yardımcı olabilir. Daha iyi dinlemeyi, daha iyi anlamayı sağlayabilir”.

“Sorumluluklarının farkında olmaları. Farkındalıklarını arttırmak”.  

“Anı yaşayan, mutlu, sorgulayan entelektüel çocuklar olmaları. Çocukları etkin bir şekilde dinleyip empati yapmak işe yarardı”.

 

Değerlendirmemiz :

Bu paylaşıma katılan koçlar ile gençlerin birbirine yakın şeyler söylediğini tespit ettik. Her iki taraf da durumun farkında. Her iki taraf da koçluğun işe yarayacağını düşünüyor.  Burada koç, anne veya baba, genç danışan olacak. Eğer yargısız bir koçluk süreci olur ise gençler kendilerini açmak ve paylaşımda bulunmaya hazırlar.

 

Diğer yandan, kendisi koç olup, anne-babasına koçluk yaptığını belirten katılımcılarımız da oldu. Bu süreçte koçluk ebeveynlerimizi tanımak ve onları olduğu gibi kabul etmekte yardımcı oluyormuş.

 

İkinci soru : Evde yaşanan gerginlik/fikir ayrılıklarına koçluk nasıl yardımcı olur? Özellikle taraflardan biri suçlayıcı ve yargılayıcı ise…

 

Gençlerin cevapları :

“Kişiliğini tanıyarak doğru iletişimi kurmaya yardımcı olabilir. Bence kavga tartışma varsa bir yerde sebebi iletişimsizliktir”.

“Empati kurmaya yardımcı olabilir. Karşısındakini anlamak gerekir”.

“Bir taraf suçlayıcı, yargılayıcı ise genellikle karşı tarafın daha anlayışlı ve alttan alabilen bir yapıya sahip olması gerekiyor bence”.

“Suçlanan tarafa olayı yönetmeyi öğretip durumu düzeltmek, diğer tarafa da kendini sorgulatmak” “Sükunet içinde karşılıklı konuşma ve empati ile huzura/anlaşmaya varılacağına inanıyorum”. “Empati yapabilmenin ve haksız kavramlarının soyutluğunu anlayabilmelerine yardımcı olur”.

 

Değerlendirmemiz :

Gençler cevaplarında;  İletişimde sorumluluğun her iki tarafta olduğunu vurguladılar. Soruda, bir yargılayıcı taraftan bahsedilmesine rağmen; sorumluluğu iki tarafa da birden verdiler.  

 

Davetli koçların cevapları :

“Evde koçluk değil ama koçluğun kazandırdığı tutumlar yardımcı oluyor. Ev halkının neden tepki verdiğini anlamaya ve aslında kendimde o tepkiyi tetikleyen davranışıma dönüyorum”.

“Sabırla dinlemek, anlamaya çalışmak, empati kurabilmek”.

“Empati gösterebilmek faydalı olur. Etkili ve odaklı dinleme”.

“Ortak sorulara alınacak cevaplarla uzlaştırmaya yöneltir. Taraflar kendi haline bırakılırsa zıtlaşma tırmanabilir”.

“Koçluk kişinin suçlayıcı bölgeden çıkıp anlama, dinleme, geri bildirim yapma bölgesine geçmesini sağlar”.

“Kabulde olmayı, ve onun yanında durmayı sağlıyor. Birbirlerinin duygularını anlamayı sağlar”. “Empatik dinleme ile dikkat kişiden davranışlara yönelebilir. Çözüme odaklanılabilir”.

“Etkili dinleme, empati ve sempatinin dengeli kullanımı. Sadece eş-çocuk değil anne-bab, kardeş vb etkileşimi de olmalı”.

“Dinlemek ve gerçekten duymak konusunda yardımcı olacaktır”.

“Sevgi dili ile halledilebileceğine inanıyorum. İki kişinin çözüm bulacağına inanması lazım. Etkin dinleme ve önyargısız anlamlandırma ile ortak bir çözüm bulunabilir”.

“Koçluk fikir ayrılığı ya da gerginliğin çıkış noktasını bulmaya yardımcı olup farkındalık sağlar. Ne oluyor da gerginlik oluyor”.

“Herkes birbirini olduğu yerde karşılamalı”

“Yargılamadan, eleştirmeden dinleyerek”

 

Değerlendirmemiz : 

Empati en öne çıkan değer oldu. Koçlar, koçluk yetkinliklerinin evdeki çatışmaları çözeceğine kesinlikle inanmış durumdalar.

 

Üçüncü soru : İkili ilişkilerde koçluk nasıl işe yarar?  Örneğin, tarafların birbirlerini özgür alan bırakması konusunda…

 

Gençlerin cevapları :

“Doğru iletişim kurmayı, dinlemeyi bilmeyen günümüz insanı, konuşmayı bekleyen insan yerine dinlemeye başlayan insan yer alır”.

“Birbirlerini tanımalarını ve aslında istediklerine karar vermelerini sağlamada yardımcı olabilir”. “Karşındakini anlamak, özeline saygı göstermek çok önemli bence. Merak duygusu empatinin önüne geçebiliyor bu da problem çıkarıyor bence”.

“Herkes kendi özelliklerini kabullenmeli ve kendilerine rahat ve özgür alan bırakma konusunda ikili ilişkilerde koçluk alınabilir”.

“Arabulucu olurdu”.

“Gereksiz aktarılan kırıcı sözlerin aktarılmayacağını düşünüyorum”.

“Bence empati yeteneğini insanlara aşılamak konusunda işe yarar”.

 

Değerlendirmemiz :

Koçluğa oldukça güçlü anlam yükleyen bir gençlik var.  Bu durum koçluğu gençlerin pozitif algıladığı şeklinde yorumlanabilir. Tabi ki çok dar ve bilinçli bir grup ile çalışma yaptığımız unutulmamalı.

 

Davetli koçların cevapları :

“İkili ilişkide koçluk, koç olan tarafın kendisini fark etmesi, kendini beslemesi ve aslında kendilerini özgür bırakmasını sağlar. Ez cümle kendisine koçlukla elde edilen farkındalık, mutluluk ilişkiye yansır”.

“Öncelikle karşı tarafı anlayabilmek için kişiye odaklanmayı sağlar. Kişiyi anladıktan sonra beklentilerini gördükten sonra ikili ilişkilerde daha büyük başarı sağlanır”.

“Farklı kimlik/kararkterde olduğumu fark edip bu doğrultuda davranılması /iletişim biçimi/ tarzımı belirlerdim. Empatik iletişim. Dinleme”

“Tartışmak zıtlaşmayı, sorarak konuşmak da uzlaşmayı kolaylaştırır. “soruşmak” ortak paydaları ve ortak düşünceleri ürettirerek gerginlik özgürleşmeye dönüşür”.

“Kişinin varlığını kabul etme, değerli olduğunu hissettirme”.

“Birbirlerini yargılamamayı ve daha anlayışlı olmayı”.

“Direnç ortadan kalkar, özgür iradeye saygı duyulan bir ortam oluşur. Aslında tarafsız suçlamadan saf merakla sorulan sorular bambaşka dünyaları anlama olağanı verebilir. Anlayıp gelişince de çatışma azalır”.

“Karşılıklı değerlerin anlaşılmasını, bakış açılarının farkedilmesini, birbirine saygı göstermeyi, iletişim kopukluklarının giderilmesi fırsatını verir”.

“İlişkide bireylerin yol olması ya da kendini geri plana çekmesiyle başlayan çatışmalarla ilişkiler yok oluyor aslında”.

“Anlayış gelişebilir. Empati”.

“Koçluk insanı anlamaya, olduğu halini görmeye yardımcı olduğu için buna yönelik anlayış otomatik olarak ortaya çıkıyor”.

“Birbirlerine, fikirlerine saygı duymalarını sağlar”.

“Daha şiddetsiz iletişim kurulabilir. Etkin dinleme artar”.

 

Değerlendirmemiz :

Koçlar sorunu kendinde arama, karşı tarafı da empatik dinleme konusunda ve bunun etkileri noktasında ortak bir anlayış sergiliyorlar. Diğer yandan, üçüncü soruya geldiğimiz bu noktada koçluğu evinde sistematik bir şekilde kullanan koça rastlamadık. Konu hep yetkinlikler bağlamında kalıyor.

 

Koçlar, koçluğu kendileri ve iletişimleri için kullanırken, aileleri için formal bir koçluk yapamadıklarını dolaylı olarak itiraf ediyorlar.  

 

Dördüncü soru: Evde koçlukla yetişen bireyler olsaydınız, şu an hayatınızda ne gibi değişiklikler olurdu?

 

Gençlerin cevapları :

“Bence, kesinlikle Türkiye’den taşınmış olurdum”.

“Daha huzurlu, farklı bölümde, belki de farklı bir yerde olurdum. İstediğim kişi olabilirdim. Aslında olduğum kişi”.

“Küçükken daha farklı şeyler denerdim. Kurslara gider kendimi geliştirirdim. Ne istediğimi bulmak için denerdim, beklemezdim”.

“Kendimi daha iyi tanıyıp, geleceğimi daha rahat ve değerlerime uygun bir şekilde planlayabilirdim”. “Daha mutlu olurdum”.

“Örneğin isteklerim, dışarı çıkış saatim gibi konularda ailem daha anlayışlı olurdu ve iletişimimiz daha doğru olurdu diye düşünüyorum”.

 

Değerlendirmemiz :

Koçluğun iletişime getireceği farklılık ve yaratacağı farkındalık, gençlerde büyük bir heyecan oluşturdu. Gencin var olabilmesi için, koçluk çok değerli. Çocuğunun daha mutlu olabileceğini her anne babanın duymasını isterdik.

 

Davetli koçların cevapları :

“Annem kendisine koçluk yapabilseydi ve kurban rolünde olmasaydı. Koçluk sayesinde kendisi ile barışsaydı ve kendini sevseydi; ben de insanın kendini sevmesinin kötü bir şey olmadığını görür ve daha önce kendimi severdim. Hem de başkalarının onayına, alkışına ihtiyaç duymadan. İşte o zaman herşey farklı olurdu”.

“Dinlemeyi daha iyi bilirdim. Önyargılarımdan arınabilirdim. Daha rahat empati kurabilirdim”.

“Daha empatik ve anlayışlı olabilirdim. Daha sakin ve yapıcı iletişimde bulunurdum çocuklarımla. Etkin dinlerdim. Farklı bir meslek yapıyor olurdum”.

“Dayatılan veya mecbur kaldığım süreçleri yaşamak yerine kendim olurdum. Yani şu anda toplam potansiyelimin ancak %50 sini yaşayabiliyorum”.

“Kendimi farkına vardığım gün daha erken olurdu. Mükemmele giderken iyiden olmazdım. Zamanı daha iyi yönetirdim”.

“Daha özgür, daha bireysel, daha özgüvenli olurdum”.

“Neyi neden yaptığımı ve yapmadığımı daha iyi anlardım. İnsan ilişkilerinde çok daha erken dönemde farkındalığım artardı. Anlama ve öğrenme farklılıklarına daha anlayışla yaklaşabilirdim”. “Dinleme anlama, anlaşılma, empati,sempati,saygı, etik gibi, kavramları erken yaşta öğrenme fırsatı olur. Koçluğu eğitimle değil alt yapıdan öğrenme fırsatı olurdu. Okul, iş, ilişkiler ve benzeri durumlarda belirgin farklı bir kişilikle sıradışı bir lider olarak görülme/algılama durumu olurdu”. “Hayata mücadele gibi bakmayıp, keyifle anı yaşardım. Işığım daha fazla parlardı”.

“Açıkçası ben öyle bir ortamda büyüdüğümü düşünüyorum. (ailem koçluk nedir bilmese de) insanın özgüvenli, sağlıklı, anlayışlı, ve empati özellikleri yüksek yetişmesine yardımcı oluyor”.

“Bence koçluk eğitiminde öğrendiğimiz konuların eğitim sistemine dahil edilmesi gerek. Günümüzde yaşadığımız (iş hayatı, günlük ilişkiler vb.) birçok sorunu yaşamazdık diye düşünüyorum”.

“Yargıları olmayan, varsayımlarla hareket etmeyen”.

“Daha doğru sorular sormayı öğrenirdim”.

 

Değerlendirmemiz :

Koçlar,  bu soru ile kendilerini çook derin bir sorgulamanın içinde buldular. Olasılıklar denizi o kadar büyüdü ki, koçluğu mecbur tutmaya bile kalktılar.  

KELİME AVI

 

Tüm cevaplar verilirken, hangi kelime en çok geçmiş, hangi kelimeye vurgu yapılmış, oturduk saydık. Koçlar ile gençleri karşılaştırdık. Aşağıda sorulara göre ayrılmış, kelime avının sonuçlarını bulacaksınız. Değerlendirme tablo yan tarafta.  

 

Değerlendirmemiz : 

  • İlk soruda, Ebeveynler (koçlar), Çocuklarının “mutlu” olmalarını istediklerine vurgu yaparken, gençlerin cevaplarına göre, anne-babaların beklentisi “temsil”. Bu da bize “anne -babaların sahicilikleri” konusunda gençlerin şüphe içinde olduklarını gösteriyor. Evet, ebeveynler, gencin mutlu olmasını istiyor ama tam da kendisinin tarif ettiği gibi bir mutluluk olmalı bu; standartları belli bir mutluluk. 

  • Hemen tüm soruların galibi, “anlamak” ve “empati”.  Koçluk bu çok önemli iki ihtiyacı karşılayabilir. Hem koçlar, hem de öğrenciler bu fikirde.

  • Koçlar, empatinin dinlemeden geçtiğini çok iyi biliyorlar; ancak gençler, empati bekledikleri halde, dinleme konusuna çok daha az vurgu yapmış durumdalar. Özellikle ikinci sorudaki kelime avı bunu gösteriyor. Bir başka deyişle, gençler empatinin değerini biliyor ama yapmıyorlar.

  • Dördüncü sorunun en değerli cevabı, “kendisi olmak”. Kendisine koçluk yapılan gençlerin, kendileri gibi olacağına dair inançları, neredeyse koçların ki kadar. Koçlar ise, şimdinin verdiği tecrübe ile geçmişin ne kadar farklı olabileceğini görüyorlar.

  • Koçlarımızın vurgularından yola çıkarak; dinleme, yargısız olmak, anlamak ve empatinin çok işe yaradığı ortaya çıkıyor. Ancak bu yaklaşımları sonuca götüren üç önemli olgunluk düzeyi var :  özgüven, farkındalık, kabullenme.  

 

Koçlara özel not :

Evde koçluk, çok önemli bir ihtiyaç. Ancak, bu konuda yeterli araç ve yöntem oluşmamış durumda. Evde koçluk, geleceğin en önemli koçluk başlıklarından birisi olacak.

 

Raporu Hazırlayanlar :

Helen Doron Turkiye İngilizce Bölümü Eğitim Koordinatörü

Berna Gönülalan  

Koç, Süpervisör, Hikaye anlatıcısı, Eğitmen

Günay Özarın Öztürk

 

House of Human YK Başkanı, AC Türkiye Başkanı

Umut Ahmet Tarakcı  

Anne-Babaların çocuklarından beklentileri ne?
Sence koçluk burada nasıl işe yarar?
Evde yaşanan gerginlik/fikir ayrılıklarına koçluk nasıl yardımcı olur?
Özellikle taraflardan biri suçlayıcı ve yargılayıcı ise…
 İkili ilişkilerde koçluk nasıl işe yarar?
Örneğin, tarafların birbirlerini özgür alan bırakması konusunda…
Evde koçlukla yetişen bireyler olsaydınız, şu an hayatınızda ne gibi değişiklikler olurdu?
Evde koçlukla yetişen bireyler olsaydınız, şu an hayatınızda ne gibi değişiklikler olurdu?
Yazılar Sayfası (Değişim Evde Başlar) Fo